sebze yemeye neden başladım?

ve neden hala yiyorum?

kimseye yalan borcum yok.

sebze yemeye diyet yapmak zorunda kaldığım bir günün öğleden sonrası başladım.

o güne kadar benim için kıymasız ıspanak ya da kuşbaşı etsiz nohut akıllara zarardı.

açıkçası kendimle ilgili değiştirmekte ya da kabullenmekte en zorlandığım huyum bu. hayvanları bu kadar seven, kediden köpekten kargadan martıya kadar geniş bir besleme yelpazesi olan benim gibi birinin hayvan yemesi de içime sinmiyor.

neyse, halen vicdanımın yaşadığı bu ikiyüzlülükle zaman zazman boğuşuyorum. ancak iyi bir insan olmaya çalıştığım için de kendime şefkat gösteriyor ve hayvansal gıdalarımı olabildiğince adil hayvancılık yasasıyla üretildiğine dikkat ediyorum.

ancak sebze yemeye bu vicdan azabından ötürü başlamadım, sebzeye karşı ön yargılarımı kıran birkaç şey yaşadım.

ilki BECA’nın çarşambaları kurulan plant-based büfesi. bu açık büfe öğlen 12-3 arası kuruluyor ve envai çeşit bitki bazlı yemeğin yanında bir iki çeşit de protein veriyoruz. tabağınızı bir değil, iki değil üç-beş, altı çeşit sebze yemeğiyle doldurunca, inanın sebzenin kudretine daha çok düşüyorsunuz. bu sefer aklınızdaki “ben sebzeyle doyamam şeytanları” yerini “şurada ızgaralanmış istiridye mantarı, çilekli yaban mersinli taze fasulye olsa da yesem perilerine” bırakıyor.

vejetaryen tabaklara ilgimin ikinci fazıysa bitki bazlı reçetelerde gerçek anlamda ustalaşmış şefler.

yotam ottolenghi’yi bilir misiniz bilmem, bu büyük masif tabaklarda meze ve salata çeşitleri sunan, kiloyla açık büfe ürünleri satmasıyla nam salmış ünlü bir şef. kendisi orta doğulu ama tabaklarında füzyon da konuşuyor. mesela misolu ve narlı patlıcanı bir şaheserdir. bu ve bunun gibi çok fazla vejetaryen tarifi, bunun üzerine birkaç mekanı var.

bir diğer şef tabii ki gözümü gastronomi dünyasına açtığımdan beri gururla takip ettiğim şemsa denizsel. şemsa denizsel kantin’in eski kurucusu ve şefi. kantin’de de günlük sebzeli yemek çok çıkardı ama olay restoranı değil “şemsa’nın kafası”. mottosu şu: iyi yemek evde yenir. artan mutfak - ya da daha bilinen adıyla evde ne malzeme varsa onun mutfak ideolojisi. evde de genelde hep bir bekleyen pırasa, azcık beyaz peynir, dilim ekmek, limon mimon olduğu için şemsa denizsel’in mutfağından çıkan yemekler genellikle hızlı ve lezzetli vejetaryen reçeteler. onun profesyonel mutfaktan koptuktan sonraki hikayesini, ayvalık’taki mutfağından çıkan bu anlattığım tariflerine youtube kanalından ulaşabilirsiniz.

veee sonuncu veje-kahramanımsa merve, merve kızılkayalar. merve bizim BECA’nın head şefiydi, mutfağa getirdiği yorum sayesinde restoran başka bir renge daha büründü. az önce bahsettiğim, çarşamba günleri yaptığımız ‘lunch club / plan-based open buffet’ onun sebze aşertecek tarifleriyle doluydu. limonlu sultani bezelyesi, asya slaw’larının en hası, çeri domates kimchi’si falan olacak iş değildi. o da bana sebzelerin kudretini öğretti, sağolsun.

sadede gelecek olursam tek bir çeşit sebze doyurmayabilir ancak bir tabak dolusu, MEVSİMİNDE sebzeler zinciri hem karın doyurur hem de göz.

bağırsak floranız da size böyle beslendiğiniz için teşekkür eder, gözlerinizden öper.

Önceki
Önceki

bardaklar içme deneyimini etkiler mi?

Sonraki
Sonraki

masterclass: thomas keller